AKİF VE İSTİKLAL MARŞI

Rahmetle andığımız vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un, Milletin sesini iman dolu Milli bir haykırışla yazdığı İstiklal marsımızın 98. Yılındayız.

İstiklal Marsı ile Mehmet Akif Ersoy, Türk Milletinin sesi, ruhu, gücü ve sembolü olmuştu. Bağımsızlığına düşkün Türk Milleti, esaret altında olmayı, Önderimiz Gazi Mustafa Kemal öncülüğünde kesinlikle reddetmiş ve Mehmet Akif gibi yüreklerle akılları coşturabilen birinin istiklal marsımızla nice yurttaşlara ilham kaynağı olduğuna herkes şahit olmuştu.

Aslında döneminde bile tüm asırlara seslenen Akif, her okunduğunda ya Mete Han, ya Alparslan, ya Sultan Mehmed Han ya da Atatürk oluyordu okuyana. Akif’in hangi ruh halinde olduğunu hep birlikte bilmekle beraber, milli duyguları coşturma konusunda düzenlenen şiir, yarışmasında Para ödülü konduğu için bunu kesinlikle reddetmiş katılmak istememişti. Vatani duyguların asla para ile ölçülemeyeceği duygusu ile bu yarışmaya girmek istememiş, fakat yoğun ısrarlar ve ödülün kaldırıldığı sözünün verilmesi üzerine kabul ederek, Bir gece duvarlara adeta tırnaklarıyla kazıyarak korkma! Yazdığını görenler Akif’i hangi hallerde bunları yazdığını tahmin bile edememişti. Bu olağan üstü bir durumdu. Akif, Trük Milletinin kor gibi olmuş yüreklerine haykırıp harlamak istiyordu. Memleketi sarmış kötü emellere karşı, bedenlere sığmayan Vatan diye çarpan yürekli ruhları şahlandırmak istiyordu.

Millete korkma! diyordu. Eğer ki Anadolu’da tek bir ocak bile tütüyorsa O halde Allah bizle beraberdir ve son nefer kalana kadar vatan için can pahasına mücadele edeceğiz Vurgusunda olan şiir, Son 48 saat içinde yazılmış ve birinci seçilmişti. Başından sonuna kurtuluş reçetesi seklinde moral ve coşkuyla karşılanan bu eser, İstiklal marsımızdı... Bu ruh ve duruşla İstiklal Marsımız istiklal savaşımızda kurtuluşumuz oldu.  Her şeyin son bulacağı güne kadar gururla ve şerefle al Bayrağımızın göklerde dalgalandığı sırada okuyacağımız İstiklal Marşımızı Allah bir daha yazdırmasın…

ve bize bıraktığı eserlerindeki vatan ve millet sevgisini kalbimizde ilelebet yaşatacağımıza söz veriyoruz. Söz vermek demişken Akif Sözü diyoruz.

Akif’in söz verip de onu yerine getirmedeki hassasiyetini yaşadığı şu olayla kısaca özetlemek gerekirse: ''İstanbul Yeniköy’de oturan bir ahbabı ile öğleden önce buluşmak için sözleştiklerinde o gün yağmurlu fırtınalı bir gün olup her tarafı sel bastığı halde, Mehmet Akif’in bin bir zorlukla sırılsıklam bir vaziyette söz verdiği yere vaktinde geldiğini fakat arkadaşını gelmemesi üzerine çekip gittiğini...Ertesi gün özür dilemek için gelen arkadaşını dinlemeyip: ’’Bir söz ya ölüm veya ona yakın bir felakette yerine getirilmezse mazur görülebilir’’ diyerek  nasıl bir haslet içinde olmamız gerektiğini net ifade etmektedir.  

12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulünü saygıyla; mimarı Akif’i de rahmet ve minnetle bir kez daha anıyoruz.

YORUM EKLE